Yüzbin esnafa ödeme kolaylığı

E. TURGUT TEKİN

2000'li yıllarda başlayan, "Esnafı öldürme krizleri" daha bitmedi, devam etmektedir. Büyük marketlerin kıskacı, sıkı para politikaları, odaların ilgisizliği, sık sık değişen politik kararlar esnaf ve çiftçileri bitirdi.  

 

Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifi, borçlu ve mağdur üyelerini düştükleri yerden kaldırmak, tekrar mesleklerine kazandırmak, borçlarını ödemelerine imkan tanımak amacıyla takibe uğramış, haklarında yasal işlem başlatılmış üyelerine bir ödeme şansı daha tanımıştır.

 

Koşulları önümüzdeki günlerde netleşecek olan ödeme planları, binlerce esnaf ve sanatkarımıza yeniden bir umut kapısı olacaktır. En az beşyüzbin nüfusu ilgilendirecek, yüzbinin üzerindeki borçlu esnaf, bu proje ile derin bir soluk alacaktır. Bazılarına göre, bu tür projeler adil görünmese de, yapılacak başka birşey de yoktur. Zaten esnaf ve sanatkarların olan bu kuruluş bir banka gibi değil, ticari bir kuruluştan daha çok destek amacıyla kurulmuştur. Meslektaşlarını destekleyerek, işyerlerini güçlendirerek ayakta kalmalarını sağlamaktadır. Böyle krizli ortamlarda kar amacı gütmekten daha çok destek olmak, onları düştükleri yerden kaldırmak amacı gütmektedir. Bu da çağımıza, insanımıza olan saygıdan kaynaklanmaktadır. Bir atasözünde der ki: "Zararın neresinden dönülse, kardır" Esnaf ve Sanatkarlar Kooperatifi Birliği bu kararı almakla çok iyi etmiştir. Tanıdığım borçlu esnafların içinde hastalarını tedavi ettiremeyecek kadar mağdur olanlarda vardır.

 

Uzağa gitmeye gerek yok. Kendi hayatımdan bir örnek vereceğim. 2000 krizinden önce, benim Söke'de altı adet işyerim vardı. Borçlarımı düzenli olarak ödüyordum. İstanbul'da, İzmir'de itibarım vardı. Firmalar, her isteğimizi karşılardı. Vergilerimizi, senetlerimizi, çeklerimizi, kredi taksitlerimizi, zamanında öderdim. Kimse neden ödemedin demezdi.

 

Sanki krizi ben çıkardım. Kriz başlar başlamaz günü gelmemiş çekleri işleme koymaya başladılar. O günlerde "Karşılıksız keşide edilen çekler" suçtu ve para cezası değil, hapis cezası veriyorlardı. Beni de daha günü gelmediği halde mahkemeye verdiler. Bu beklenmeyen olay herşeyi altüst etti. Başbakanlık önünde fırlatılan kasalar, tv ekranlarına yansıyan görüntüler halkımızın moralini bozdu. Çoğumuzun eli, kolu bağlandı. Peki ben hapse girersem, devlet bana sabah, öğlen, akşam yemek verir, besler. Ama geride kalan sekiz nüfus ne yer, ne içer, borçları kim öder? diyen yoktu. Bu öyle bir durum aldı ki, karşılıksız çek suçlularını dolduracak cezaevi bile bulunmaz hale geldi. Sonunda çek karşılığı kadar, para cezası hükmü getirildi. Zaten adamın parası olsa çekini öder. Parası olmadığı için ödeyemiyor. Borç bir iken iki oldu. Verilen para cezaları infazda ödenmezse, suçlu tekrar hapisle tehdit edilirdi. Bunu kendilerine çıkar sayan alacaklılar veya vekili avukatlar, "senin çek suçunu düşünürüz. Ama şu kadar bize faiz ödeyeceksin!.." demeye başladılar. Ödemeler dikkate alınmadı. Ödemişsiniz, çekiniz kasıtlı olarak iade edilmiyor. Bazı oyun içinde oyunlar dönüp, duruyor. Tam yedi yıldır, kriz mağduru esnaflar, bu borçlarla, icralarla uğraşmaktan kendi kuruluşu olan Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifine olan borçlarını ödeyemez olmuşlardı. Birçok esnaf ve sanatkarda iflas etti. Mal varlığının yanında sağlığınıda kaybetti. Bankalar, sicili kötü olduğu için kredi vermediler. İntihar edenler, boşananlar, işyerini kaybedenler çoğaldı.

 

Bende bu mağdurlar arasındayım. Krizden yediğim darbe yetmemiş gibi, ilkokulların beş yıldan sekiz yıla çıkması nedeniyle mevcut ders kitapları değişti. Elimizde bulunan 250 milyar liralık kitap, bir anda çöpe atılacak hurda kağıda döndü. Otuz yıllık emeğim kül oldu. Bu da yetmedi, çek yüzünden her an hapse girme stresi moralimi bozdu. Bir söz varya, "Batmış balık yan gider" Ben de o hale geldim. Bir ben mi? Benim gibi en az beşyüzbin vatandaşımız. Yıllardır bu sıkıntıyı yaşadık ve de yaşıyoruz

 

Elbette ki böyle durumlarda biz bir ulus olarak, bir birlik olarak dayanışma içinde olup, el ele vererek düşmeden yürümeye çalışacağız. Bu yeni kararı alan yöneticileri, esnaflarımız adına saygıyla selamlar ve kutlarım.

 

Benim ilgililerden ricam, önce anaparalar ödensin, daha sonra birikmiş olan % 20'lik faizler. Çünkü  faize faiz yok. Borçluyu ise geciken faiz öldürüyor. Çünkü aradan bayağı zaman geçmiş. Bu önerim dikkate alınırsa, hem ana paralar sıfırlanır ve hem de esnaf daha rahatlar. Aslında çiftçilere uygulanan uygulansa daha iyi olurdu. Ya da faiz kalksaydı. Bu da iyi. Ödeme olur, hem alacaklı ve hem borçlu soluk alır.

 

İki yıla kadar borçları taksitlendirme olanağı doğmuştur. 30 Nisan 2007 gününe kadar, avukata veya kuruma başvurarak, borcunuzu taksitlendirebilirsiniz. Haydi hayırlı olsun ve Allah hepimize yardım ederek, ödeme gücü versin.