• BIST 1.460
  • Altın 501,382
  • Dolar 8,3513
  • Euro 10,1937
  • Aydın 18 °C
  • İzmir 19 °C
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR

BABBBAAAAA!

FARUK HAKSAL

Evet, bir süredir tatil yazıları yazıyorum.
Çünkü, kolayca anlaşılacağı üzere, tatildeyim.
Tatil yapılan yer yurt dışı olursa ve bu tatil; otel odaları, otel koridorları, otel restoranları, otel şezlongları ve çitlerle çevrilmiş otel denizleri değil de... Çamların altında ve beach"lerden azade doğal deniz kıyılarının içinde olursa, "Eledo keyfim, eledo..."
Yani, gel keyfim gel... 
Ama tatil, maalesef [ve maatteessüf] bu keyfin yörüngesi boyunca sürmüyor.
Süremiyor.
İnsan beyni işte... Durup dururken sorun çıkartmaya bire/birdir; bilirsiniz...
Örneğin, girdiniz o güzelim denize.
Yirmi kulaç suyun dibindeki taşları sayıyorsunuz ve düşünmek zorunda kalıyorsunuz:
Denizin üstünde yağ tabakası yok.
Vidanjör atıkları yok. [Çünkü buraların insanı vidanjörün ne olduğunu bilmiyor]
Arıtma tesisi sızıntısı yok.
Hele hele gezi teknelerinden denize boca edilen sintine suları hiç yok...
Peki ben, şahsen, böyle bir denizde yüzmek için mi yurt dışında tatil yapıyorum, dersiniz?
Hayır... Ha-Şa!
Bu denizi böyle kullanan, onu özenle koruyan insanların kültürünün kıyısında dinlenmek için bu kez yurt dışını seçtim. Bu vatandaşlık bilinci ve ortak birlikte yaşama kültürü...
Kültür...
Bizde deniz ve kültür sözcükleri yan yana geldi mi, aklı istila eden ilk çağrışım, "kültür balıkçılığı"dır...
Balıkçının kültürlülüğü değil; kültürün [yani teknolojinin sermaye ile kucak kucağa] balık avcılığına musallat olmasıdır kast edilen şey...
Derken... Ve sonra, bir de sessizlik kültürü...
Bir kampingin içindeyiz. Yaklaşık 300 karavan ve camper var kampın içinde, milletler muhtelif; her cinsi var.
Ama bir tek şey yok: Ses!
Her karavan ve camperde radyo, televizyon, müzik çalar var.
Ama ses, YOK!
Bir sürü çocuk dolanıyor etrafta; ama,
-    Annneeee!..
-    Babbbaaaaa! diye yeri göğü inleten çığlıklar yok.
Hatta hatta, kadınlar bile alçak sesle dedi ve kodu yapıyor.
Erkekler sanki dilsiz.
Neredesiniz aziz milletimin gür sesli rengarenk magandaları, neredesiniz yeri-göğü inleten gürültü aparatlarının pek sayın sahipleri, neredesiniz ey şangır/şungur sazendeler, züm/tekçiler, cım/tıscılar ve göbekçi gezginler... 
İşte onun için... Pek muhterem baylar ve bayanlar, onun için "yad ellere" kırdık dümeni bu yıl...
Bize biraz daha müsaade.
Acccık daha...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 736 54 81 | Faks : 0 532 736 54 81 | Haber Scripti: CM Bilişim