• BIST 105.515
  • Altın 161,176
  • Dolar 3,8814
  • Euro 4,5617
  • Aydın 13 °C
  • İzmir 12 °C
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...
  • Büyükşehir ile sahiller pırıl pırıl
  • KİMLİKLERİNİ AÇIKLA HAŞMET
  • CHP'li BELEDİYELER SUÇLUYSA...

TÜRKİYE NATO İLİŞKİLERİ

İSMAİL VERGİLİ

 

Sevgili okurlarım, yazımında başlığından anlaşıldığı gibi, Türkiye’nin NATO ile olan ilişkisi üzerinde biraz bilgi sunacağım. Ancak Nato’dan önce Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu M. Kemal Atatürk’ün birkaç veciz sözlerini yorumlayalım.

* “Bağımsızlık benim karakterimdir” der.

* “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” der.

* “Yurtta barış, Dünya’da barış” der.

* “Ne mutlu Türk’üm diyene” der.

Türk Milletinin bir ferdi olmaktan övünç duyan Atatürk, Türk Milletine önce komşularıyla ve de bütün Dünya ile barış içinde yaşamayı öğütler. Aklı, bilimle birleştirerek, kişiyi ümmet olmaktan kurtarıp, gerçek hukukla birey olma bilincini kazandırıp, kutsal bir vatan üzerinde bağımsız yaşama aşkı ile, muasır medeniyet seviyesine olaşmasını hedeflemiştir. Bu amaçla da, halkın aydınlanması için yeni eğitim sistemi ile yeni okullar açılarak, gerekli aydınlanma sağlanır. Ülkede pek çok fabrikalar kurulur. Hatta uçak sanayini de geliştirir. Dış ülkelere uçak ihraç eder duruma gelir. Barışa önem veren Atatürk:

* 9 Şubat 1934 tarihinde Balkan Ülkeleri ( Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya) ile “Balkan Antantı” nı (Balkan Birliğini) kurar.

* 9 Temmuz 1937 tarihinde de ( Türkiye, İran, Irak ve Afganistan) ile “Sadabat Paktı” nı (Ortadoğu İslam Birliğini) kurar. Bütün bu çabalar Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada ve de bütün Dünya içinde barış içinde yaşamasını düşünür. 2013 yılına gireceğimiz şu günlerde ise bütün komşularımızla düşman olduk…

Gün gelir Atatürk’ün sağlığı bozulur. Hasta olur. İstanbul Dolmabahçe sarayında dinlenmeye çekilir. 12 Eylül 1937 günü T.S.K.’lerinin EGE Manevrasından dönen Mareşal M. Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü, Ata’yı ziyaret ederler. Dünya siyasetini yakından izleyen Atatürk, Fevzi Çakmak ve İnönü’ye, “Çok yakın bir zamanda Avrupa’nın büyük ülkeleri ve Dünya ülkeleri arasında büyük bir savaş çıkacaktır. Çok kan dökülecektir. Türkiye’yi bu savaşın mutlaka dışında tutmak gerekir. Çıkabilecek bu savaş 2. Dünya savaşı olabilir” der. Gün gelir nihayet 1-Eylül-1939 tarihinde Almanya, Polonya’yı işgal eder. Savaş Başlar. Savaş 6 yıl devam eder. Bu savaşta ABD, Japonya’ya iki atom bombası atar. Savaş 8 Mayıs 1945 tarihinde Sovyetler Birliği ile Polonya’nın Berlin’e girmesi ve Almanların koşulsuz teslimiyle sona erer. Bu savaşta 70 milyon insan hayatını kaybeder. İnsan olduklarını hatırlayan Dünya devletlerinin yöneticileri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu. M. K. Atatürk’ün “Yurtta barış, Dünya’da barış” özdeyişinin ruhundan esinlenerek, 1945 yılında “Birleşmiş Milletler Teşkilatı” kurulur. Bu savaş sonunda süper bir güç haline gelen Sovyetler Birliği karşısında, Batı ve kuzey batı Avrupa ülkeleri aralarında birleşerek bir savunma ittifakı oluştururlar. Bu ittifakın İngilizce tanımı: “North Atlantic Treaty Organization” sözcüklerinin baş harflerinden oluşan “NATO”dur. Nato’nun Türkçe tanımı: “Kuzey Atlantik Antlaşması” olarak tanımlanır. Nata, S.S.C.B.’ne karşı bir savunma örgütü olarak, 4 Nisan 1949’ da ABD’ nin de katılımı ile  “Washington Antlaşması” ile resmiye kazanır. Nato’yu ilk kuran ülkeler:

A.B.D., Almanya, Belçika, Birleşik Krallık (İngliş), İtalya, Danimarka, Fransa, Hollanda, İspanya, Kanada, Norveç, Lüksenburk, Portekiz, İzlanda ilk üyeler.

Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında üye olurlar. 1993’lü yıllarında S.S.C.Birliğinin dağılmasından sonra da: Slovenya, Slovakya, Romanya, Polonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Estonya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Arnavutluk’tur.

                           ***

Şimdi gelelim Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerine. Atatürk döneminde hızla kalkınan Türkiye, ABD’nin işine gelmezdi. Köy Enstitüleri eğitim sistemiyle aydınlanan halkın, ağır sanayisi gelişmiş, Asya, Afrika, Avrupa üçgeninde Ortadoğuda uçak ihraç edecek duruma gelen bir Türkiye, yi ABD, hiç ister mi? Elbette ki hayır. Eğitim sistemimize, ağır sanayimize ve de uçak sanayimize müdahale ettiler. Uçak fabrikasını, uçak bakım atölyesine dönüştürdüler. Bunun için de halkı bölmek, parçalamak gerekiyordu. Halkı etnik yönden “Türk-Kürt”, ideolojik yönden “sağ-sol”, gibi ayrışmayı sağladılar. Halkın cehaletini kullandılar. Amaçlarına hizmet edecek yöneticileri de bulmakta hiç zorluk çekmediler. Türkiye’yi “KORE” savaşına da soktular. Kore savaşında Türkiye’nin insan kaybı:

37 subay, 36 Astsubay, 658 Er ve erbaş, 175 kayıp, toplam 906 şehit. Ayrıca 2147 yaralı, 346 hasta, 234 esir düşmüştür. Sevgili okurlarım, Kore savaşının gereğini ve yorumunu size bırakıyorum…

                       ***

Türkiye Nato’ya üye olduktan sonra ABD ile ilişkileri gelişir. ABD, Türkiye’yi yavaş yavaş işgale başlar.

* 8 Eylül 1952 tarihinde ABD komutasında Nato gücü İzmir’de konuşlandırılır. Bu oluşum T.B.M.M.’nin, 10 Mart 1954 tarih, 6357 sayılı kanunla kabul edilir. Bu kanunla ABD’nin askeri tesisleri ve üsleri Anadolu topraklarına kurulmaya başlar. Sıra ile:

* Adana’da İncirlik               Hava Üssü

* İzmir Çiğillide           ,,        ,,

* Konya’da 3. Jet                 ,,        ,,

* Balıkesir’de              ,,        ,,

* Afyonkarahisar’da                     ,,        ,,

* Muğla’da Aksaz Deniz    ,,        ,,

* Ankara’da Ahlatlıbel        ,,        ,,

* Amasya Merzifon’da                 ,,        ,,

* Bartın                         ,,        ,,

* Çanakkale                         ,,        ,,

* Diyarbakır  Pirinçlik          ,,        ,,

* Eskişehir                            ,,        ,,

* İzmir Bornova           ,,        ,,

* İzmit                          

* Kütahya                   

* Lüleburgaz                       

* Sivas Şarkışla                  

* İskenderun                       

* Ordu Perşembe                

* Rize Pazar                        

* Erzurum                   

* Van Pirreşit                       

* Mardin’de ABD, kontrol ve denetiminde yabancı askeri birlikler vardır. Bu birliklerin karargâhına her hangi bir Türk yetkilisi izinsiz giremez…

Sevgili okurlarım, bu kadar bağımlılık yetmiyormuş gibi Malatya Kürecik’e Füze rampaları kuruldu. Şimdi de Suriye sınırlarımıza Patriot füzeleri yerleştiriliyor. ABD komutasında Nato birlikleri yerleştiriliyor. Ne imiş? Bir İran ve Suriye saldırısına karşı Türkiye’yi koruyacakmış. Bu fikre kargalar bile güler. Ülkeyi idare eden yetkililer Türkiye topraklarını Nato toprağı olarak tanımlıyorlar. Bu nasıl bir anlayıştır? Yorumunu siz yapın…

 Okuyucularımı saygılarımla esenlerim.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 736 54 81 | Faks : 0 532 736 54 81 | Haber Scripti: CM Bilişim