• BIST 1.103
  • Altın 461,420
  • Dolar 7,6825
  • Euro 8,9751
  • Aydın 25 °C
  • İzmir 26 °C
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR
  • TOPUKLU EFE SÖKE’DE DUR DURAK BİLMİYOR
  • Jantsa İlk Beşyüzde
  • BÜYÜKŞEHİR SÖKE'DE 10 MAHALLEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA YAPIYOR

ÜÇ 12 EYLÜL

FARUK HAKSAL

Bugün için tam üç adet 12 Eylül var:

1.- 12 Eylül 1980 askeri darbesi.

2.- 12 Eylül Anayasa Referandumu.

3.- 12 Eylül 2011 Pazartesi olan “bugün”…

12 Eylül askeri darbesi, Amerikan yönetiminin “our boys” dediği kuvvet komutanları ve zamanın genelkurmay başkanı tarafından gerçekleştirilen bir cunta hareketidir.

Our boys deyişi kimileri tarafından “bizim çocuklar” kimilerince de “bizim oğlanlar” olarak tercüme edilmektedir.

Bu tercümelerin hangisi doğrudur?..

Birinciler, boy sözcüğünün İngilizcede çocuk anlamına geldiğini savunurlar.

Diğerleri ise, boy kelimesinin erkek çocuk anlamına geldiği ve Türkçe tam karşılığının ise, “oğlan çocuğu” olduğu görüşündedirler.

Oğlan sözcüğünün içerdiği daha geniş anlamların yorumundan titizlikle kaçınarak biz, “bizim oğlanlar” tercümesinin daha doğru olduğu düşüncesindeyiz. Ayrıca sanıyoruz benimsemiş olduğumuz bu anlam, sürdürülen hareketin omurgasını da daha iyi yansıtmaktadır.

Gelelim 12 Eylül Anayasa referandumuna…

Anımsayacaksınız…

12 Eylül referandumuna konu olan Anayasa değişikliğini hazırlayanların dışa vurdukları bir söylem vardı:

- 12 Eylül Anayasası bir cunta anayasasıdır… Biz buna karşıyız. Biz sivil anayasadan yanayız…

Ama gelin görün ki, 12 Eylül’de halk oylamasına sunulan Anayasa değişikliği, 12 Eylül Anayasa’sının getirdiği anti demokratik yürüyüşün devamı niteliğindeki önemli bir adımı içeriyordu…

12 Eylül askeri hareketine karşı olduklarını ileri süren güçler, gerçekte 12 Eylül cuntasının dahi cesaret edemediği anti demokratik hamleleri hayata geçiriyorlardı.

Önemli olan 1961 Anayasası’nın getirdiği demokratik kurumları yıkmak, sosyal hukuk devleti ilkesini tahrip etmek ve toplumsal muhalefetin yükselmesini sağlayan demokratik dayanakları Anayasal zeminden ayıklayıp, alaşağı etmekti…

1961 Anayasası’nın getirdiği demokratik ortama ilk darbeyi 12 Eylül Anayasası vurdu.

İkinci ve sert darbe 12 Eylül referandumunda halkoyuna sunulan Anayasa değişikliği ile gerçekleştirilmiştir.

Ancak ikinci darbenin aktörleri bu etkili vuruşu, birinci darbenin “bizim oğlanları”na karşı[ymış] gibi yaparak gerçekleştirmişlerdir…

Türk halkı bu hileyi yedi mi?

Yedi…

Bu kandırılmadan dersini aldı mı?

Sanmıyoruz.

İşte bugün yaşamakta olduğumuz 12 Eylül 2011 gününün sorunu budur.

Yakın tarihimizden çıkartmakta olduğumuz dersler Türkiye halkının bütünü ile nasıl paylaşılacaktır?..

Şu anda Türkiye’yi yönetmekte olan gücün Anayasa ile bu kadar meşgul olmasının temel nedeni hangi yolla halkın bilincine iletilebilecektir?

Türkiye dört bir yanından ateş çemberi ile sarılıdır. “Yurtta barış, Dünyada barış” şiarı “yurtta savaş, Dünyada savaş” stratejisine dönüşmüştür.

İşsizlik, hayat pahalılığı, ödenemeyecek ölçeklere yürüyen dış borçlar, yok olan sanayi üretimi, çöken tarım ve kısa sürelerle ülke ekonomisini yerle bir eden kriz ortamı bu ülkenin en temel gündem maddelerini oluşturması gerekirken… Türkiye’yi yöneten güçlerin gündeminin birinci sırasında yeni anayasa hedefi yer almaktadır.

Peki niçin böyledir?

İşte bu gün yaşamakta olduğumuz 12 Eylül 2011 gününün gerçek gündemi budur.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1995 Gerçek Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 736 54 81 | Faks : 0 532 736 54 81 | Haber Scripti: CM Bilişim