BEYİN ÖLÜMÜ NEDİR?

 

Beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının geri dönmemek üzere kaybolmasıdır. Beyin ölümü gerçekleşen kişide solunum ve dolaşım ancak yoğun bakım koşullarında ventilatör gibi destek makinelerine bağlanarak sürdürülebilmektedir. Solunum ve kalp atımları yapay olarak sürdürülebilirken, beyin fonksiyonları yapay olarak sürdürülemez. Bu nedenle kişi  beyni öldüğü zaman tıbben ölü kabul edilir. Yoğun bakım ünitelerinde verilen tüm tıbbi desteğe rağmen ortalama 24-36 saat sonra beyin dışındaki organlar da fonksiyonlarını kaybederler.

Beyin ölümü tanısı konmuş kişilerin hayata dönmesi mümkün değildir.

Beyin ölümünün gerçekleşmesinden sonra bu kişiler kadavra donör olarak adlandırılır. Bu donörlerde en kısa süre içerisinde (organlar fonksiyonlarını kaybetmeden önce) organların alınarak bekleyen hastalara nakledilmesi gereklidir.

Beyin Ölümü İle Bitkisel Hayat Arasındaki Fark Nedir?

Beyin ölümü ile bitkisel hayat (koma)kavramları birbirinden çok farklıdır. En önemli fark, bitkisel hayattaki hastalar solunumlarına  devam ederler. Bu hastalar aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda iyileşerek normale dönebilmektedir.

Beyin ölümünü, çok basit bir benzetme ile vazodaki çiçeğe benzer. Bitkisel hayatı ise saksıdaki çiçeğe benzetebiliriz. Vazodaki çiçek istesek de istemesek de birkaç gün sonra solacak ve kuruyacaktır. Oysaki saksıdaki çiçek suladığımız müddetçe solmayacaktır.

Organ Bağışı Nedir?

Kişi hayatta iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesidir.

Organ bağışında bulunan kişinin organlarının hangi durumda ve nasıl alınacağı 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun da açıkça belirtilmektedir.

Organ bağışında bulunmak isteyen vatandaşlarımızın "Organ Bağış Senedini" doldurmak üzere en yakın Devlet Hastanesi  veya  İl Sağlık Müdürlüğü'ne iki şahit ile birlikte başvurması  gerekmektedir. Organ Bağış Senedi düzenlendikten sonra  başvuru sahibine organ bağış kartı verilecektir.

2238 sayılı yasaya göre on sekiz yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir.

Organ Bağışı Nereye ve Nasıl Yapılır?

• Sağlık Müdürlüklerinde,

• Hastanelerde,

• Emniyet Müdürlüklerinde (Ehliyet Alımı Sırasında),

• Organ Nakli Yapan Merkezlerde,

• Organ nakli ile ilgilenen Vakıf, Dernek vs. kuruluşlarda organ bağışı işlemi yapılabilir.

Organ bağışı yapanların, bu durumdan ailelerini de haberdar etmeleri daha sonra çıkabilecek problemleri önlemek açısından yararlı olacaktır.

Organ bağışında bulunan kişilerin organ bağış kartını daima yanında taşıması organ bağışı işleminin karışıklık ve gecikme olmaksızın yerine getirilmesini sağlayacaktır.

Kişi organ bağışından vazgeçtiği anda organ bağış kartını taşımaktan vazgeçmeli ve bu kararını ailesine bildirmelidir.

Organ Nakli Kimlerden Yapılır?

Organ ve doku nakli, canlıdan ve kadavradan olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilmektedir.

1. Kadavra donör (verici): Trafik kazası, kurşunlanma, beyin kanaması vb. nedenlerle yoğun bakımda tedavisi devam ederken, beyin ölümü denilen geri dönüşümsüz beyin hasarı gelişmiş hastaların organları bağışlandığı takdirde bunlar kadavra donör olarak tanımlanmaktadır. Böbrek, karaciğer, pankreas, kalp, kalp kapakları, kornea kadavradan nakillerde kullanılmaktadır.

2. Canlı donör: Organ nakli gereken hastanın eşi veya yakın akrabaları doku, kan grubu vb. uyum mevcut ise organ bağışında bulunabilmektedir. Bunlar canlı donör olarak tanımlanmaktadır. Böbrek ve karaciğer canlıdan nakil yapılabilen organlardır.

Organ Bağışının Dini Yönden Sakıncası Var mı?

Organ bağışının dini yönden sakıncası yoktur. Büyük dinlerin çoğu organ bağışını onaylamakta ve desteklemektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 3.3.1980 tarih ve 396/13 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu açıklamıştır. Kuran-ı Kerim'de de "kim bir insana hayat verirse onun tüm insanlara hayat vermişçesine sevap kazanacağı" beyan olunmaktadır (Maide suresi, ayet 32).

 

Bu yazıyı  geçenlerde yaşanan üzücü bir hadiseden sonra derlemeye karar verdim. Ben bir hekim değilim, haddimi aştı isem hekimler beni affetsin. Ama yaşananları görünce anladım ki halkımız beyin ölümü nedir bilmiyor. Trafik kazası ve beyin kanaması gibi üzücü bir olayla bir yakınımızın beyin ölümü gerçekleştiğinde yaşadığımız acıyla gözümüz dünyayı görmez oluyor. Oysa bir organ bağışıyla hayatı kurtulacak on binlerce insan var. Ve tıbben ölmüş yakınımızın bedeni yoğun bakımda makinada canlı tutulmaya çalışılırken; onun organlarının birilerine hayat verebilmesi için zamanla yarışılması gerekiyor.

Gelin bize bir şey olmadan; bize bir şey olduğunda yakınlarımızın yaşayacağı acıyı ve ne kadar zor durumda kalacağını bilelim. Organlarımızı bağışlayacak isek yaşarken kendimiz bağışlayalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar