ÇERÇİOĞLU’NA GERÇEKLERİ!!! NEDEN ANLATAMADIN?

Aydın basın camiasında eskiden saygı duyduğum birisi vardı!
Bir ruh hastasının benimle ilgili yazdığı yazı üzerine özelden bana mesaj atmış ve sevincini ima etmişti. 
Benim için o an bitmişti kendisi!
Nazarımda hiç bir şey ifade etmeyen bu kişi iyice TÖZüttü. 
Hep yardımcı olmak istemişimdir kendisine, inkar edemez. Bir keresinde kaç saat oturmuştuk bir kahvehanede!
Sahte hesaptan yazmaya başlamış şimdilerde!
Bu hallere düştüğünü görmek beni çok üzüyor.
Aslı MHP'li olan ama yıllardır CHP’ye destek veren bu gazeteci abem, Servet Töz’den başkası değil.
Benim, 2009 yılında evimin önünde saldırıya uğramamı konu eden bu arkadaşlar, kendileri de aynı akıbete uğradıklarını ne çabuk unutuyorlar!
Yıllardır CHP destekçisi olmasının bir nedeni buymuş! Ali Uzunırmak yandaşlarından dayak yemesi!
Bu işin bir başka boyutu!
Bu işin bir de ekonomik boyutu var.
Sahte hesaptan benim için atıp tutmuş!
Aydın BŞB sayesinde arabamı almışım, evimi almışım, borçlarımı ödemişim...
Servet Bey’in bilgi kaynakları ya yetersiz ya da canı  iftira atmak istemiş. Çünkü, araba aldığım koca bir yalan. Ne yazık ki, 30 aydır Özlem Çerçioğlu’nu destekliyorum ve henüz araba alamadım. Söz veriyorum, araba aldığım gün sana bildireceğim. 
Ev de alamadım henüz. 10 yıllık banka kredisi kullandım ve oturduğum evin sahibi olmaya çalışıyorum. Anlayacağın şuanda ev benim değil, bankanın. 7 sene sonra borcu öder de tapuyu alırsam sana fotokopisini gönderirim.
Her işletmenin borcu olabileceği gibi benim deborçlarım olduğu doğrudur. Hem de ciddi borçlar ama iddia ettiğin gibi uçan kuşa borcum yok!
1995 yılında gazete, 1999 yılında da matbaa işletmesi kurdum. 2004 yılında da şahıs işletmesiyken şirketleşmeye gittim. Anlayacağın hali hazırda 19 yıllık bir şirketin sahibiyim.
Ne yaparsın!
Benim karım ve iki kızım Aydın BŞB’de çalışmıyor!
Sırtımı senin gibi, Aydın BŞB’ye dayasaydım belki benim de borcum kalmazdı.
30 ay önce de borcum vardı şimdi de var. Sıfırlamama yardımcı olacaksan listesini göndereyim.
Gerçi kızlarından birisinin Efeler Belediyesi ile anlaştığı konuşuluyor. Bu anlaşmanın nasıl vuku bulduğu da biliniyor.
Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan’a giden sen değil misin?
“Abi, aranızdaki sorun nedir” demedin mi?
Her şeyin, iş adamı Mustafa Ancın’ın imarından sonra başladığını öğrendikten sonra ne yaptın?
Başkan Özakcan sana, “Biz Mustafa ile bir yol kat etik ama Büyükşehir red etti. Çok büyük sıkıntıdayım!” dedikten sonra sen nasıl bir yol izledin?
Kızının Efeler Belediyesi’ne alınması karşılığında Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Özlem Çerçioğlu’na muhalefet yapmayı kabul ettiğin iddiaları yalan mı?
Bu iddiaların gerçeklik payı yakında ortaya çıkar!
O zaman bakalım kim Aydın kamuoyuna karşı mahçup olacak...
Kafayı TÖZütmüş abem, bir de beni hırsızlıkla suçlamış!!!
Bu olmadı işte...
Özelden kendisine mesaj attım, cevap vermedi. 
Yazdığı kalleşçe yalana ne cevap verecekti ki!
Büyükşehir’e 1-2 bin gazete basıp 20-30 bin adet gösterdiğimi belirtmiş.
Hiçbir zaman eksik gazete teslim etmedim. Ambardaki arkadaşlar tek tek sayarak teslim aldıkları gibi, tutanağı bana da imzalattırıp, her seferinde bir örneğini vermişlerdir. Sahte hesap arkasına sığınıp iftira atmışsın ama Büyükşehir Ambarının işleyiş şekli bu iddianı çürütüyor. Ambarda çalışanlar çok titiz ve dürüst insanlar. Oradaki emekçi insanlara attığın bu iftira bir gün yakana yapışırsa üzülme!
Şimdi gelelim asıl meseleye!
Sahte hesaptan aklınca ve de güya bana çakmışsın!
Ne de güzel çaktığını düşünerek keyif sigarası da yakmışsın...
“Çokta sıkışmıştır vatandaş.
Adeta uçan kuşa borcu vardır. Gözünden akan yaşlar Tuna Nehri gibidir.”
diye yazmış abem...
Abem benim! O gün, hani saatlerce oturduğumuz ve bana dert yandığın kahvehane de konuştuğumuz bir mesele vardı!
Özlem Çerçioğlu’nun gözünden düşmene neden olan bir konuydu hani!
İddiaya göre; işe alınması için devreye girdiğin bir kişiden para aldığın suçlamasıyla karşı karşıyaydın...
Çok üzgündün ve asıl üzüldüğün konu Başkan Çerçioğlu ile bu konuyu karşılıklı konuşamamış olduğundu.   
Ben sana ne demiştim!
“Böyle ahlaksızce bir suçlama ile yüz yüzeysen karşısına çıkıp herşeyi anlatmalısın! Ben olsam böyle davranırdım.”
Sen de bana, bilinçli olarak görüştürülmediğini söylemiştin!
O zaman izlemen gereken yolu da söylemiştim!
“Randevu almadan, çat kapı git! Aracıları çıkar devreden!”
Bana verdiğin cevap ise, “Kendisi neden aramıyor? Randevu istemişsin Servet ağabey, gel görüşelim demesi gerekmez mi? En çok güvendiği, en çok değer verdiği gazeteci benim.” şeklinde olmuştu!
Son olarak sunduğum öneri şu olmuştu!
“O zaman kalemi al eline ve yaz! Başından geçeni ve uğradığını düşündüğün haksızlığı haykır! Hem Başkan Çerçioğlu hem de Aydın halkı öğrensin gerçekleri! Sana yanlış yaptığını düşündüğün kişilere de haddini bildirmiş olursun! Üzerine atılan iftiradan kurtulman için bu izlemen gereken en güzel yoldur! Ben olsam böyle yapardım.” 

Sen ne yaptın abem; SUS-PUS OLMAYI SEÇTİN!!!

Aradan neredeyse 1 yıl geçti ve bu konuda kendini aklamak için ne gibi bir yol izledin?

Neden sessizliğe büründün?

Neden sana iftira attığını belirttiğin kişilerden hesap sormadın?

Neden sana çok güvenen, seni diğer gazetecilerden farklı tuttuğu için iki kızını ve karını Büyükşehir'de işe alan Başkan Çerçioğlu’nun karşısına çıkmadın?

Kahvehana köşelerinde, ben Tuna Nehri’ne ağlayacağına, aslanlar gibi hakkını neden aramadın?

Bu ayıpla yaşamak ne demektir abem? 

Bak abem; Bu işler hassas işler! İnsanlara sahte hesaplardan iftira atmak adamı bilmem neresinden şişler..

Önceki ve Sonraki Yazılar