ERMENİYE TAZİYE YANLIŞTIR

 

Nereye gidiyoruz yazı serisi       

[email protected]

“Başbakana açık mektup” başlığında kadınlardan 30.Nisan.2014 tarihli bana bir bildiri geldi. Doğruyu her yerde arayan insanlar olarak, bu bildiriyi çok önemli buldum ve siz değerli okuyucularımla ile paylaşmak istedim. Dr. Canan Arıtman hanımefendi imzası ile yayınlanan bildiri Sayın Başbakanın Ermeniler ile ilgili beyanları yer almaktadır.

Hemen ifade edeyim ki, bir insan olarak Başbakanlar da hata yapabilir, kusurlu olabilirler. Bir takım icraatları takdir edilirken, bazı işleri de tenkit edilebilir. Biz, Ermeniler konusunda Başbakanın bazı danışmanlarının ve ABD, AB den gelen yabancı diplomatların kendisini yanılttıklarını düşünüyor ve bu beyanlarını acilen düzeltmesini bekliyoruz.

Bağnaz insanlar, söylenenlerin doğruluğu veya yanlışlığı üzerinde durmak yerine, bildiriyi kaleme alanın kişiliği üzerinde duracaklar ve tekzip etmeye çalışacaklardır. Bu beyler iyi bilmelidirler ki bunların çocukları da yarın “Ermeni soykırımcı” olarak tanımlanacak ve hatta tazminat ödemeye zorlanacaklardır. Bildiri özetle şu şekildedir.

1915 Ermeni olaylarında çocuk kadın demeden katledilen Türkler…

“Sn. R.T. Erdoğan T.C. Başbakanı… 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günü 7 dilde, 2 Ermeni lehçesinde yayınladığınız “Ermeni Mesajı”; analarımızı ağlatmıştır. Biz kadınları yaraladınız! Türk Milletinin yarasına tuz biber ektiniz.

T.C. Başbakanı’nın ülkesinin tarihini, özellikle de yakın tarihini iyi bilmesi gerekir. 1915’de Ermeni isyanlarını, tecavüz ve katliamlarını ve tüm cephelerde 7 düvele karşı vatan savunması yapan askerlerimizin arkadan vurulmasını önlemek için yapılan ; “Zorunlu Göç ve İskân Kanunu” gereğince uygulanan, hukuki ve haklı tehciri, yabancılara karşı “gayri insani” olarak nitelemenizi kabul edilemez buluyoruz.

Bu nasıl “gayri insani” bir zorunlu göç ve iskândır ki; her kişiye günlük yevmiye verilmiş, yardım kuruluşlarının her türlü denetim ve yardımlarına izin verilmiş, eli silah tutan çocuklar dâhil her erkek cephelerde savaşırken bile konvoyların güvenliği temin edilmeye çalışılmış, hastalar hastanelerde tedavi edilmiş, çocuklar koruma altına alınmıştır. Konvoylara saldırı düzenleyen gaspçılardan yakalananlar mahkemeye verilmiş, 67 kişi idam edilerek 1500 civarında suçlu da ağır hapis cezalarına çarptırılmıştır. Ayrıca bu tehcir, ülke sınırları içinde ilden ile yapılmıştır.

Tehcir uygulaması, savaş dönemlerinde dünyadaki tüm hukuk düzenlerinde haktır ve meşrudur. Günümüzde Cenevre Sözleşmesinin Ek 2 Protokolünün 17. Maddesi tehcir uygulamasını, tüm devletlere bir hak olarak vermektedir.

1915’de tehcir uygulaması zorunlu kılınan illerimizde 518 bin Müslüman’ın, Ermeniler tarafından öldürüldüğünü de biliyor olmanız gerek. Onların torunlarına da taziyelerinizi sunmanızı bekliyoruz.

Ayrıca Asala terör örgütünce şehit edilen diplomat ve devlet görevlilerimizin ailelerine de taziyelerinizi iletmenizi diliyor ve bir özür borçlu olduğunuzu düşünüyoruz.

Çünkü hepsini ağlattınız!..

1915 olaylarının, soykırım olduğuna dair ulusal ve uluslararası hiçbir yargı kararı yoktur. Tam aksine soykırım olmadığına dair yargı kararları vardır. İngiliz Kraliyet Başsavcılığının yürüttüğü Malta Yargılaması ve en yenisi AİHM’in 17 Aralık 2013 Kararı da bu doğrultudadır.

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, “bu süreçte İsviçre’ye destek olacağız” derken, en büyük destek ne acıdır ki sizden, T.C. Başbakanından geldi.

Millet olarak kendimizi ihanete uğramış hissediyor ve bu vahim hatanızı derhal düzeltmenizi bekliyoruz.

1915’de hayatını kaybeden Ermenilerin torunlarına özel taziyenizi, zorunlu iskân yasasının uygulanmasını gayri insani bulmanızı şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

Devam eden AİHM yargı sürecini aleyhimize etkileyecek açıklamanızı da derhal tevil etmenizi bekliyoruz.

Türk Milleti tarih boyunca pek çok halka, kavime, millete hükmetti; imparatorluklar yönetti. Ama hiç kimseye soykırım uygulamadı. Kaybettiğimiz topraklardan, Balkanlardan, Kafkasyadan göçe zorlanan, katliamlara uğrayan milyonlarca insanımızı yitirdik, soykırımlara uğradık ama kimseye kin gütmedik, soykırım ise asla uygulamadık.

Fatih Sultan Mehmet’in idaremiz altındaki gayr-i Müslimlerin dini, ticari, insani haklarının ve kültürlerinin korunması konusundaki 1578 tarihli Fermanı, Magna Carta’dan sonraki ilk insan hakları beyannamesidir ve Türk Milletinin insani hasletlerini ortaya koyar.

Hiç kimse atalarımıza, çocuklarımıza, gelecek nesillerimize “soykırımcı” diyemez. Buna izin vermeyeceğiz.

Ülkemizin Başbakanı olarak sizden Türk Milletinin, Türk Devletinin haklarını, çıkarlarını korumanızı ve Aziz Milletimizin soykırımcı olmadığını dünyaya haykırmanızı bekliyoruz.

Ayrıca tüm şehitlerimizin, Ermeni katliamlarında hayatlarını kaybeden yurttaşlarımızın torunlarına, Türk Milletine taziyelerinizi iletmenizi, bundan böyle Milletimizin acılarını paylaşmanızı istiyoruz.

Ermeni açılımını 23 Nisan’da, Kürt açılımını 10 Kasım’da yaptınız. Milletimizi yaralayan açılımlarınızı, Milletimiz için önemli olan özel günlerde yapmanızı da kabul edilemez buluyoruz. ÖZÜR DİLEMENİZİ BEKLİYORUZ”

Önceki ve Sonraki Yazılar