E. TURGUT TEKİN

E. TURGUT TEKİN

Nazım İmar Planı Kaygıları

 

 

Şimdiye kadar yapılan “YEREL SEÇİMLERDE “SÖKE’NİN NAZIM PLANI YOK!” ŞİKAYETLERİ VARDI. BUGÜN İSE, “SÖKE’DE NAZIM PLAN NASIL UYGULANACAK? KAYGILARI BAŞLADI.

Bu durum başkan adaylarını çok ciddi boyutlarda düşündürmelidir. Yapılacak uygulamalar, esnek ve fonksiyonel mi olacak, yoksa zaman zaman plan delinecek mi? Çünkü bu Nazım İmar Planları öyle kolay kolay uygulanamıyor. Bazen deliniyor, bazen de bilerek revizyona uğruyorlar. Şimdiki Belediye Hizmet Binasının yapımında olduğu gibi. Elbette kısa vadede delinen plan, bundan sonrada delik deşik edilerek yamalı bohça haline getirilemez. Eğer getirilecekse, bu plan neden yapıldı? Eğer uygulacanacaksa, nasıl bir yöntemle uygulanacak? Hem uygulayıcıların ve hem de kullanacakların buna güçleri yetecek mi?

Nazım İmar Planı’ndan bazı örnekler vermek istiyorum. Planda yer verilen “ORGANİZE SERA BÖLGESİ PARSELLERİ” aklımda kaldığı kadarıyla 4OOO m2’dir. Benim gücüm buna yetmez de 2000 m2 yapmak istersem, yapabilecek miyim? Yoksa, belediye bana, “NAZIM İMAR PLANINDA BU PARSELLER 4000 m2 dir, sen ancak 4000 m2 yaparsan izin veririm, yapamazsan izin vermem mi diyecek? Sonra bir şey daha var, vatandaş bu parselleri nasıl alacak? Belediye kamulaştırıp, alt yapıyı yaparak mı taliplere verecek, yoksa vatandaş kendisimi satın alıp parselleyecek? İşte önümüzdeki yıllarda Söke’yi bekleyen en önemli sorunlardan en büyüğü bu Nazım İmar Planı uygulamaları olacaktır. Başkan adaylarının şimdiden bu gerçeği bilerek yola çıkmalarında ve bu varsayıma dayalı olarak söylem ve proje üretmelerinde yararlar olacaktır. Yoksa, hükümet önündeki parkı daha güzelleştireceğim, yolları genişleteceğim gibi söylem ve düşünceler proje olamazlar. Onlar olsa olsa rutin iş programları olurlar. Biz adaylarımızdan NAZIM plana dayalı ve geleceği olan projeler ve çözümler üretmelerini istiyoruz.

Birde son yıllarda Söke bitti, deniyor. Dünyanın her yerinde kalkınma ve terakki yerelden başlar. Hiç bir kimse  kendiliğinden gelipte babasının hayrına sizin için bir şeyler yapmazlar. Onların gelmesini, yatırım yapmasını sizler teşvik ederseniz gelirler ve yatırım ortamını bulurlarsa yatırımlarını yaparlar. Bu bir gerçektir. Yatırımcıya ortamı yerel yönetimler yaratırlar. Alt yapılı organize sanayi alanları kurarlar. Sanayinin kurulması için bazı olanaklar ve cazibe merkezleri oluştururlar. Sanayici için Söke’de mevcut bir cazibe merkezi henüz yoktur. Buda hiç olmaz anlamına gelmez. Cazibe merkezi olacak coğrafi konumumuz vardır. Bunların başında, Güney Ege’ye hizmet verecek bir “İHRACAT VE İTHALAT LİMANI”na gerek vardır. Bu liman neden Söke kıyılarında olmasın? Bugün  Denizli, Aydın, Uşak, Afyon illerinin ihraç ürünlerini rahat bir liman yoluyla yapacakları liman yoktur. İzmir Alsancak Limanı çok geniş hinterlantı nedeniyle çok yoğun bir limandır. Tahmil ve Tahliye işleri çok uzun sürdüğünden Ege Bölgesi’ne yetmiyor. Ege Bölgesi için en uygun liman, Dilek Dağı eteklerindeki kıyılardır. Burada eskiden beri uzun yıllar liman işletmeciliği yapılmıştır. Daha önce Miletos Antik Kenti Limanları ve daha sonraki çağlarda da Karina  Limanları işletmeciliği yapılmıştır. Ege Bölgesi’nin ihraç ürünleri özellikle Bizans döneminde bu limanlardan yapılmıştır. Bu coğrafi konum ve yapı Söke için büyük bir şanstır. Çünkü Söke’de kara ve demir yolu ulaşımı vardır. Burası liman olduğu zaman bir ihracat ve ithalat üssüne dönüşecek, yatırımcı için cazibe merkezi  oluşturacaktır. Bu liman sayesinde de hem İzmir ve hem de  İstanbul Limanlarının yükü azalacaktır. Deniz nakliyeciliğinde surat ve kolaylık sağlayacak böyle bir liman projesine devlette katkı ve destek verecektir. Bu proje yap işlet modeli ile yapılabilir. Bazılarına göre, burası sit alanı ve milli park içinde gösterilerek engel çıkartılabilir. Bugün hayati önem taşıyan ülkemizin ve bölgemizin kaderini değiştirecek boyutları olan bir dev proje için bu sorunlar yasal yollarla kaldırıla bilir. Önünüze bir Türkiye Haritası koyun ve denizcilik açısından buranın sağlıyacağı avantajları düşünün. FARZ EDİN Kİ İKİ GEMİ Sisam Boğazı’na geldi. Biri İzmir’e, diğeri Karina Limanına yük indirecek. İzmir Limanı’na gidecek gemi, Çeşme ve Karaburun Yarımadalarını dolanıp İzmir limanına yanaşana kadar, Karina Limanı’na yanaşan gemi yükünü çoktan boşaltıp Ankara yoluna koyulur.İthal ürün İzmir’de gemiden inerken diğeri Ankara’da, Konya’da, Kayseri’de olur. Bu ise ulaşımda kolaylık sağladığı gibi yol ve zamanı da kısaltır. Aynı durum ihracat içinde geçerlidir.

Yine bazıları diyecek ki, “Bunun Söke’ye ne yararı olacak?” İşte yararları, buna dayalı olarak Söke’de gıda sanayi ve ihracat sektörleri ile ithalat üsleri kurulup  gelişecek. Söke’de hizmet ve işletmecilik hamcı artacak. Kent büyüyecek, iş alanları çoğalacak. İSTİHDAM OLANAKLARI ARTACAK. Türkiye’de ve dünyada liman kentleri birden bire büyümüş ve gelişmiştir. Karina Limanı Akdeniz’i ve Avrupa’yı Anadolu’ya bağlayan en kısa yoldur. Bunun da Söke’den geçmesi bir şanstır ve Söke’yi ikinci “GAP” yapabilir. Başkan adaylarının ve Söke’yi sevenlerin bu büyük mega proje üzerinde durmalarını, önce bu limanı hayata geçirmelerini öneriyorum. Bu proje Söke, Aydın, Nazilli ve Denizli’ye hayat verir. İş adamlarının da en büyük rüyasıdır. Umarım hayallerde kalmaz ve gerçek olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar