27 Mayıs Sürecini devam ettirmek isteyenler mi var?

 

 

27 Mayıs 1960 kanlı ihtilâl darbesini bizzat yaşamayanlar, o günün millet üzerinde bıraktığı acı ve ızdırabı bilemezler.

27 Mayıs sabahı saat 05.30’da telefon çaldı. Kaymakam Mustafa Yörükoğlu telefon ediyor, “Ekrem Bey ihtilal oldu. Demokrasiyi toprağa gömdük. Kaymakamlığa gel de kaderimizi paylaşalım” dedi.

Saat 07.30’da Kaymakamlığa gittiğimde Yarbay ve Kaymakam odasında oturuyorlardı. Yarbay ve Kaymakam Mustafa Yörükoğlu çok endişeliydi.

Ben genç yaşta Belediye Reisi olduğum için ihtilâlin ne olduğunu ve neticelerini henüz bilemiyordum. Saat 10.30’a kadar devlet başkanın kim olacağı belli değildi. İhtilâli yapan 38 küçük rütbeli subayların içinde General olarak yalnız Cemal Madanoğlu vardı.

General Madanoğlu, ordu içinde fazla bir güven sağlayamadığı için 1. 2. ve 3. Ordu Kumandanları nezdinde kabul görüp görmeyeceği endişesiyle eski Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel'i Karşıyaka Şehir Kulübü’nden alarak Ankara'ya götürüp saat 10.30’da devlet başkanı olarak ismini radyodan defalarca ilân ettiler.

Ordu içinde Demokrat Paşa olarak isim yapmasına ve Adnan Menderes'in yakın arkadaşı olarak bilinmesine rağmen. 3. Ordu Kumandanı Gümüş Pala ile Ege Ordu Kumandanı İskilipligil Paşa üç gün kabul edip etmeme hususunda bir cevap veremiyorlar. Saat 10.30’da Cemal Gürsel'in isminin duyulması, demokratlar ve tüm halk nazarında korku ile karışık bir güven yaratıyor. Bilhassa Aydınlılar ihtilâl başarılı olamaz diyorlar. Zirâ Cemal Gürsel'in kardeşi Sırrı Gürsel, o yıl Demokrat Parti İl Başkanıydı.

İhtilâlin ilk günleri ve o acı günlerin devamı olan aylarda, 38 kişilik Milli Birlik Komitesi arasındaki huzursuzluk demokratlar ve tüm halk arasında endişe yaratıyordu. 38 kişilik Milli Birlik Komitesi içinde 14 kişilik Alparslan Türkeş ve arkadaşları, itidalli insanlar olmasına rağmen geriye kalan 24 kişilik solcu grup sertlik taraftarıydı, parlamentonun yarısı ve bakanların tamamının idamını istiyorlardı. Alparslan Türkeş grubu ile fikir birliğinde olmayan müfritler grubu, Alparslan Türkeş grubunu yurtdışında görev vermek suretiyle komiteden uzaklaştırdılar. İşte o günden sonra Anadolu'nun üstüne kara bulutlar çöktü. Yassıada Mahkemeleri kuruldu. Bu mahkemenin başına (sizi buraya getiren kuvvet böyle istiyor) diyebilen hukuku ve adaleti katleden Salim Başol getirildi. Bir devri kapamak ve yüzlerce idam talebinde bulunabilecek bir savcı aranıyordu ve bulundu. Bu savcı 1957 seçimlerinde Balıkesir'de Demokrat Parti’den adaylığını koyup ta Adnan Menderes'in veto ettiği Savcı Egesel, bu mahkemenin savcısı oldu. Anayasayı ihlâl, tahkikat komisyonu bebek ve köpek davalarından sonra Türk Milleti’nin üç kıymetli evlâdı idama mahkûm oldu. Yıllar sonra bu adli hatalardan dönülerek kabirleri devlet töreni ile İmralı Adası’ndan alınarak İstanbul'daki Anıtkabir'e nakledildi.

Bu kanlı ihtilâl Türk Milleti’ne çok pahallıya mal oldu, yatırımlar durdu, dış devletler nezdinde itibarımız kırıldı, dolar ve mark üç misline yükseldi, enşasyon tırmandı, ithalât ve ihracat durunca yokluklar başladı. Bazı firmaların ve iş âleminin bankadaki kendi paraları bloke edildi, senetlerini ödeyemeyen iş âlemi işasın eşiğine geldi ve Türkiye yıllarca telafisi güç bir sıkıntı içine düştü. İşte bu acı günlerin ızdırabı bitmeden Türk Halkı akim kalan Talat Aydemir darbe teşebbüsü,1971 12 Mart Muhtırası,12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, 28 Şubat süreci, 27 Nisan 2007 Muhtırası ve nihayet Ak Parti'yi kapatma davası ve Yargıtay Başkanlar Bildirisi devamlı kriz içinde yaşamamıza neden oldu. Bütün bu olumsuzluklar yetmiyormuş gibi, 18 Şubat 2008 günü bir panelde buluşan emekli savcılardan Salih Kadanoğlu, Vural Savaş, emekli Orgeneral Eruygur ve Mümtaz Soysal’ın ''Taarruza geçme zamanı gelmiştir'' ifadeleri, Yargıtay Başkanlar Bildirisi’nin ana kaynağı olmuştur. İktidarda hangi parti olursa olsun, milletin milyarlarının döküldüğü bugüne kadar, otuz bin şehidimizin henüz kanı temizlenmeden her gün devamlı olarak şehit verdiğimiz PKK mücadelesinde milli birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekmiyor mu?

Global ekonominin dünyayı sarstığı bu aylarda milletimizin çok ağır ve hassa bir süreçten geçtiğini yasama ve yürütme erki ile yargı erkinin çok iyi takdir etmesi gerekir. Çok ağır bir bedel ödeyerek bizlere emanet edilen bu vatanın kıymetini çok iyi bilmemiz gerekir. Aksi halde Atatürk ve silah arkadaşlarının ve milyonlarca şehidimizin kemiklerini sızlatmış oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar