POLİS HAFTASI

Türk Polis Teşkilatı’nın 166. Kuruluş Yıldönümü hafta boyunca çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

1845 yılından günümüze kadar toplumun huzurunu temin etmekte büyük çaba sarfeden Türk Polis Teşkilatı ve mensuplarının, yeri geldiğinde canlarını bile feda etmekten çekinmediklerine tanık oluyoruz.  Çok zaman görevleri nedeniyle kendi aile yaşantılarını bile geri plana iten polisin psikolojik durumunu iyi analiz etmek gerek. Özellikle son yıllarda terörden bunalan halkımıza polisin canı pahasına yaptığı koruyuculuk hizmeti gözardı edilemez.  Bütün amaç huzurlu bir Türkiye yaratmaktır. Çünkü halkımız, huzur ve güven içinde yaşamını sürdürmek istemektedir.

Tüm Türk Milleti’nin hergün gelişen çeşitli olaylarda izlediği gibi, Polis bu şerefli görevi, kanunların kendisine verdiği yetkiyi kullanarak yerine getirmektedir.

İç ve dış mihraklar tarafından sürekli olarak işlenen ve gündemden düşmeyen yıkıcı ve bölücü faaliyetler ve uluslararası terörizm ile mücadele Türk Polisi’nin en önde görevlerinden biridir.

Son yıllarda özellikle büyük kentlerde sosyal, siyasi, kültürel, sanayi ve teknolojik alanlardaki gelişmeler, kentlerdeki hızlı nüfus artışı, plansız ve dengesiz şehirleşme yeni yeni suç türlerinin çıkışını hızlandırmıştır. Bu karmaşa içinde bile Emniyet Teşkilatı kendini çağın gereklerine göre yenileyerek, ortama hakim olmaya büyük çaba sarfetmektedir.

Siyasi partiler, işçi hareketleri, sendikal faaliyetler, polisin üzerinde dikkatle durduğu ve izlediği olaylardır.

Son yıllarda hakkında yapılan spekülatif değerlendirmelere rağmen, Türk Polis Teşkilatı, 1845’den beri devletin bekçisi, milletin huzuru ve emniyeti için, gerektiğinde canını bile vermekten çekinmemiştir.

Emniyet Teşkilatı, son yıllarda yeni teknolojik gelişmeler eşliğinde kendini sürekli yenilemiş, polise yüksek bir görev anlayışı, üstün bir eğitim düzeyi ve bir disiplin aşılanmıştır.

Türkiye 21. asırda büyük hamleler gerçekleştirmeye hazırlanan bir ülkedir. Toplumsal barışı gerçekleştirmiş, huzur içinde bir yaşam standardı toplumun en önde gelen özlemidir.

Böyle bir Türkiye’yi, ancak devlet-millet elele vererek gerçekleştirebiliriz. Uzun bir süredir özellikle Doğu ve Güneydoğu’da yoğun olarak meydana gelen terör olayları, toplumun huzurunu bozmuş ve gelişmeyi engellemiştir.

Türkiye’nin bölgede güçlü ve istikrarlı bir devlet olmasını istemeyen mihraklar, Türkiye’ye yönelik terörü destekleyerek, amaçlarına ulaşmak istemektedirler. Ancak Polis Teşkilatı, dış güçlerin bu kötü emellerin ulaşmalarına fırsat vermemiş ve bundan sonra da vermeyeceğine inanıyoruz.

Çünkü tarih de tanıktır ki, Türk Polisi 166 yıllık görev süresi içinde ülke koşulları uygun ve uygun olmasın bütün ömrünü devletin korunmasına harcamıştır.

Bazen iç ve dış mihraklar tarafından yapay olarak yaratılan ırk ayrılıkları sonucu gelişen ve Güneydoğu’da tehlikeli boyutlara ulaşan bölücü ve yıkıcı faaliyetler, Polis Teşkilatı’nın üzerinde önemle durduğu hassas konulardır. Ve bu bölgede yaşanan terör olaylarında onlarca polis, vatan uğruna şehitlik mertebesine yükselmiştir.

Polis, yaptığı görev nedeniyle bazen eleştirilir ve davranış şekilleri yadırganır. Ancak unutmayalım ki, polis kendine verilen görevi yerine getirir. Bazen teşkilatın içinde hata yapan polisler de olabilir. Hata yapan polis de bu toplumun içinden çıkan bir insandır.

Türk Polis Teşkilatı, kuruluşunun 166. yılını kutlamanın gururu içindedir. Bu vesile ile kuruluş gününde tüm emniyet mensuplarını kutlar, görev başında şehit olan polislerimize Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına sabırlar dilerim.

Türk Polis Teşkilatı’nın 166. Kuruluş Yıldönümü tüm mensuplarına kutlu olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar